Aydınlanma
 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
23. Kitap
 
Resimli             İNDİR
 
Resimsiz          İNDİR
 
 
 

23. Kitap Alıntı

 

Sermaye birikimi en fazla İngiltere’de gerçekleşiyordu. Fransa’da da vardı. İspanya ve Portekiz çok fazla dış alım yaptığından mevcut kıymetli madenlerini ellerinde tutamıyorlardı. Hollanda’da ise sanayisi gerilediğinden, gittikçe daha az ihracat yapıyordu. Avusturya, Prusya ve Rusya’nın ise zaten çok büyük bir dış ticaret hacimleri yoktu. Zaten onların sömürülecek kolonileri de yoktu. Osmanlılar da içlerine kapanmış, iç ticaret ile yetiniyorlardı. Onlar da kolonisizdi.

 

Adam Smith’ten

 

Adam Smith, doğanın yalnız başına bıraktığı her yerde kendi kendine gelişen doğal bir düzen olduğunu gösterdi. Bu düzen iyi bir düzendi. İnsanın kendisi de yaşamını düzeltmek istiyordu ve insanda kişisel çıkarlarının bilincine varma yetisi vardı. İşte bu nedenle insanı özgür bırakmak gerekiyordu. Devlet işlere karışmamalıydı. Sadece bireylerin toplum yararına kurumlar yaratamadığı hallerde devlet işe karışabilirdi. Adam Smith dünyanın tümünü, üretici ve tüketicilerden oluşan geniş bir cumhuriyet olarak görüyordu. Devletler birbirine bağımlıydı, bu bağımlılıktan barış çıkmalıydı.

 

Tasmanyalılar

 

İçlerinde en az gelişmiş olanları Tasmanyalılardı. 5.000 dolayındaydılar. Kafataslarının ortasından başlayan bir çıkıntıları vardı. Giysileri ve evleri yoktu. Dallar ile örtülü bir çıkıntının arkasına çekiliyorlardı. Yiyecek topluyor ve köpeksiz avlanıyorlardı. Ruhlara ve ruhun ölümsüzlüğüne inanıyorlardı. Şaman dininin en ilkel halindeydiler. Maalesef, Avrupalılar geldikten kısa bir süre sonra yok oldular.

 

Osmanlı Ordusunda Bozulma

 

Osmanlılarda savaşlar saldırı savaşlarından müdafaa savaşlarına dönüşünce yeniçerilerin ve genel olarak ordunun yağma geliri de bitmişti. Artık ganimet gelmiyor, savaşlar da cazip olmaktan çıkıyordu. Enflasyon ve zamanında ödenmeyen maaşlar, yeniçerileri ikinci bir iş yapmaya itmişti. Yeniçerilerin ya kendileri fiilen tüccarlık, esnaflık yapıyor ya da esnafı haraca bağlıyordu. Böyle iki işi olan askerlerin eğitime, talime vakti ve hali yoktu. Bu nedenle yeniçeri talimleri çoktan beridir yapılamıyordu.

 

Halbuki, yeni savaş silah ve stratejileri ancak eğitimle uygulanabilirdi. Savaşlar ayakta yapılıyordu. Safların bozulmaması, yoğun ateşe karşı yürümek ve karışık manevraları yapabilmek eğitimle mümkündü. Savaşta gereken cesarette ancak eğitimle kazanıla biliniyordu ki bu disiplindi.

 

Yeniçeriler bütün iyi niyetleri ile katıldıkları muharebelerde, eğitim ve disiplin eksikliği nedeni ile yoğun ateş altında kısa sürede bozulup, kaçmaları, Osmanlıların savaşları kaybetmelerindeki temel unsurdu.

 

   

23. Kitap Hakkında

 

   

İngilizler, Ruslar, Prusya bir yanda Fransa ve Avusturya diğer yanda Yedi Yıl Savaşı çıktı. Savaş Avrupa’da, Amerika’da, Hindistan’da karada, denizde, dünyanın her köşesinde yapılıyordu. Bu sırada Osmanlı tahtına III. Mustafa çıkmıştı. Yedi Yıl Savaşına katılmayan Osmanlı İmparatorluğu barış dönemini yaşamaya ve yaralarını sarmaya devam etti.

 

Osmanlılar eyaletlerini yine kendi bildikleri gibi, ahvale en uygun tarz ne ise o tarzla yönetiyorlardı. Musul’da Celili hanedanı, Mısır’da Memluklar, Bağdat’ta Irak Memlukları Osmanlılar adına yönetimdeydiler.

 

Bu sırada bilimin ilerlemesi hızlanarak devam ediyordu. Bütün hayvanların ve bu arada insanın da tek bir atadan geldiği fikri ortaya çıktı. Buffon insanla maymun aynı atadan geldi derken, Voltaire “ Milletlerin Örfleri ve Ruhu Üzerine Deneme “ adlı eserini yayınlıyordu.

 

Avrupa’da düşünürler din üzerinde de esaslı eleştirilere başlamışlardı.

 

Bütün insanlık, bir kişinin işlediği suçtan (Adem’in suçu), nasıl sorumlu tutulabilinirdi?

Bir Yaratıcı nasıl üç kişi olurdu?

Tanrı nasıl insan bedeninde ortaya çıkardı?

Ölen kişi sonradan nasıl dirilirdi? Vs...

 

Kiliseye karşı yapılan bu savaşta Voltaire de vardı. “ Alçağı ezelim “ diyordu. Durmadan eleştiriler yazıp, etrafa yolluyordu.

 

Diderot’a oradaydı. Son geldiği noktada, “ bir Yaratan’a gerek yok. Madde, Newton ve Protestanların zannettiği gibi edilgen ve değersiz değildi. Kanunları vardı ve onlara uyuyor “ diyordu.

 

Hıristiyanlık, Cizvitlerin tüm çabalarına rağmen Hindistan’da başarılı olamıyordu. Hıristiyanlığı Hindular, Hinduları Hıristiyanlar hiç anlamıyorlardı. Kast sistemi Hindistan’ın genlerine işlemişti. Hindistan’da İngiltere hakimiyeti gittikçe gelişiyor, ilerliyor ve rakipsiz bir hale geliyordu.

 

Hindistan’da dokunup, tahta kalıplar ile basılan rengarenk basmalar, İngiltere Hindistan’a hakim olduktan sonra, İngiltere’ye ithal edilmeye başladı. Bu bir moda yarattı, herkes Hint basmaları giyiyordu. Bu gelişme İngiltere’de dokuma sanayini vurdu. Bunun üzerine İngiltere’de ve diğer Batı Avrupa ülkelerinde pamuklu dokuma önemli bir yer tutmaya başladı.

 

Cizvitler kuvvetlenince her yerde tukaka olmuşlardı. Avrupa devletleri bir bir Cizvit teşkilatlarını yasaklıyorlardı.

 

İngiltere’de Alman krallar sayesinde yürütme iyice gelişmişti. Şimdi tahta III. George geçti. Ama artık o bir Alman kral değildi. Hükümetlerin işi zorlaşmıştı. İngiltere bir deniz ve ticaret imparatorluğuydu. Tüm politikasını ticari hesapları tayin ediyordu. Başbakan bir yandan parlamento, diğer yandan kral ile uzlaşmak zorundaydı. Kişisel çıkarlar üzerine kurulmuş bir yönetim sürüp, gidiyordu. Buna karşı gelen ve onu durduran başbakan William Pitt oldu.

 

İngiltere’de gübreli tarıma geçilince, tarım üretimi artmış, insanlar daha iyi beslenmeye başlamışlardı. Hastalıklar ve erken ölümler azaldı. Nüfus artmaya başladı.

 

Fransa’da monarşi mali reformlar yapmaya çalışıyor ama buna karşı asiller ellerinden gelen muhalefeti yaparak, halkı krallık aleyhine kışkırtıyorlardı. Özgür insan söylemi hep öne çıkarılıyordu.

 

Mısır’da sürüp giden Fransız-İngiliz ticari rekabeti Fransa lehine çözümlenmişti . 1762’de Mısır’daki son İngiliz tüccarı öldü ve İngiliz konsolosluğu kapatıldı.

 

Jean-Jacques Rousseau, 1762’de “ Toplum Sözleşmesi “ adlı eserini yayınladı. İnsanın doğal hakkı olan eşitlik ve özgürlüğü sağlayacak bir toplum biçimi bulunmalıydı. Rousseau diyordu ki: “ Adaletsizlikleri giderme zorunluluğu, ruhun ölümsüzlüğünü, öbür dünyayı ve öbür dünya yaptırımlarını mecburi kılar. Ahlak kuralları insanın içindedir. “ İyi olduğunu hissettiğin her şey iyidir. Kötü olduğunu hissettiğin her şey kötüdür. En büyük hakem vicdandır. Akıl aldanır ama vicdan aldanmaz. “ İnsanlar özgür doğar ama her yerde zincire vurulmuşlardır. Özgürlükten vazgeçmek insan olmaktan, hak ve ödevlerinden vazgeçmek demektir. İnsan doğası bunu kabullenemez. “

 

1762 yılında bir darbe yaparak Rus tahtına Büyük Catherina çıktı. II. Catherina Rusya’nın büyük bir imparatorluk olmasında önemli katkı sahibi olan bir hükümdardır.

 

1763’de Yedi Yıl Savaşı anlaşmayla sonlandı. Fransa anlaşmayı imzalamaya mecbur kalmıştı. Bu anlaşma ile Kuzey Amerika’daki kocaman Fransız imparatorluğu yıkılmıştı. İngiliz denizciliğinin gelişme hızı iyice artmıştı. İngiltere Hindistan ticaretine el koydu.

 

Bilim ilerlerken sanayileşme de ilerliyordu. Bu sırada gittikçe deniz keşif seferleri bilimsel hazırlanmaya başlamıştı. Kaptanlar yanlarına bir bilim danışmanı da alıyorlardı. Gezilerden dönüşte artık keşifler gizlenmiyor, yayınlanıyordu.

 

Fransa'da Fizyokrasi adlı bir okul gelişti. Fizyokrat Dr. F. Quesnay 1765’de “ Doğal Hakkı “ yayınladı. Fizyokratlar, doğanın her zaman kendi dengesini koruyacak bir süreci işlettiği düşüncesinden hareket ettiler. Doğadaki gibi sosyal durumların da sonuçta kendi kendine bir denge durumuna kavuşacağı çıkarımına varmışlardı. Toplumsal yapıdaki zenginliğin kaynağının yalnızca tarım olduğunu ileri süren Quesnay, serbest mübadeleye ve özellikle tahılların serbest dolaşımına önem verilmesini istemişti.

 

İngiltere mali olarak iyi durumda değildi. 1765 yılına gelindiğinde, İngiliz parlamentosu önce Şeker Kanununu sonra Pul kanununu çıkardı. Bu yeni vergiler Amerika’daki kolonilerin tepkisini çekti.

 

Bu dönemde Batıda büyük müzik dahileri yetişmeye başlamıştı. Hendel bunların ilklerinden biriydi. Peşinden Telemann geldi. Telemann zamanında Bach’tan daha tanınmış bir bestekardı.

 

Çin’de Mançular köylüye toprak dağıtıp, toprağın kullanım hakkını verip, köylü taraflısı bir tutum takındılar. Bu Çin ekonomisini olumlu etkiledi. Mançu imparatorları, Orta Asya’ya egemen olmak gibi eski bir Çin siyasetini tekrar ele aldılar. Bu siyaset göçebe akınlarını durdurmak ve ticaret yollarının asayişini sağlamak için Çin’in ana siyasetiydi. Çin, bu yüzyılda Orta Asya’ya tekrar hakim oldu. Çin şimdi kendine gelen bütün ticaret yollarına egemendi. Mançular Çin’in ulusal gücünü gerçekleştirmişlerdi. Ancak şimdi Çin, Rusya ve İngiltere ile komşu olmuştu. Hindistan’dan İngiliz ve Fransız şirketlerinin başarı haberleri geliyordu. Bu haberler Çin’i daha da endişelendiriyordu. İstila korkusu, İmparatorluğun misyonerlere karşı git gide daha fazla güvensizlik duymasına yol açtı.

 

Cizvit teşkilatı çok başarılıydı. Eğitim öne çıkmış ve pek çok eğitim kurumunu yönetir hale gelmişti. Ancak şimdi papalık tarafından kilise için bir tehdit olarak görülmeye başlanmıştı. Teşkilat kapatıldı, mallarına el kondu.

 

Polonya nedeniyle Osmanlılar Ruslara savaş açtılar. 1768 – 1774 savaşı başladı. 1769 da tüm cephelerde Rus orduları Osmanlı ordularını yok ediyordu. Bu arada Mısır’da Memluklar da nerede ise Osmanlılardan kopma noktasına gelmişlerdi. Rus donanması Baltık’tan Akdeniz’e geldi. Mora’da isyan çıkarttı. Bu isyan Arnavut çeteciler kullanılarak çözümlendi. Rus donanması, 1768’de Çeşme’de limanda bulunan Osmanlı donanmasına baskın yaparak, Osmanlı donanmasını yaktı. Bu sırada Girit’te çıkan isyan da bastırıldı. Ama Türklerle Girit Rumları arasına güvensizlik girmişti.

 

Ruslar karada da kazanıyorlardı. Her ele geçirdikleri yerlerde Sivil Türklere akıl almaz işkenceler yapıyorlardı. 1771 yılında Rus kuvvetleri Kırım’ı ele geçirdi. Ancak bu sırada Moskova’ya veba gelmişti.

 

Bu sırada bilim ilerliyordu. Yeni buluşlar dünyayı değiştirmeye doğru gidiyorlardı. İngiltere dokuma sanayinde gittikçe daha yetenekli tezgahları icat edip, yapıyordu.

 

1770’de Bengal’de meydana gelen açlıkta 10 milyon kişi öldü. Her üç kişiden biri ölmüştü.

 

Ayanlık kurumu XVIII. Yüzyılda Osmanlı imparatorluğunda yönetimin önemli bir unsuru haline gelmişti. Bu idari yapılanma başlangıçta merkezi hükümet tarafından da desteklendi.

 

1772 yılında Polonya, Rusya, Prusya ve Avusturya arasında paylaşıldı. İsveç, III. Gustav yönetiminde, yenileştirme yapıp kalkınmaya çalışıyordu.

 

Avrupa’da köylülerin hali perişandı. Bunların en kötü durumda olanları ise Rus köylüsüydü. İngiltere’de ise köylü nüfus iyice azalmıştı. İşçilerin durumu da köylülerden farksızdı. Kente gelip işçi olanların sayısı gün geçtikçe artıyordu. Bunların ücretleri de yetersizdi ve tabii ki geçinemiyorlardı. Hükümetler işçilere toplanma, birlik kurma, işverene karşı çıkma haklarını kanun ve nizamnamelerle yasaklamışlardı. Grev isyan sayılıyordu. İşçilerin durmadan çalışmasını temin etmek içinde ücretler düşük tutuluyordu.

 

Çocuk işçi kullanımı çok artmıştı. Bazen 5 yaşındaki çocuklar işe alınıyordu.

 

1773 yılında Rusya’da büyük bir köylü isyanı çıktı. Balkanlardaki Osmanlı Rus savaşında bir o taraf, bir öbür taraf kazanıyordu. Osmanlı ordusu saldırıda başarısız iken müdafaa savaşında hala başarılıydı. Rusların hücum gücü de iyice bitmişti. Osmanlı Rus savaşında Tuna’yı geçmiş olan Rus kuvvetleri geri çekildiler. Bu savaş sırasında Rus ordusu Tuna bölgesine tekrar vebayı getirip, yeni bir salgın başlatmıştı. İki tarata tükenmişti. Temmuz 1774’de Küçük Kaynarca Anlaşması imzalandı. Ruslar Ortodoksları koruma hakkını aldılar. Karadeniz Rus gemilerine açıldı.

 

1773’de İngiliz Hint Şirketinin ambarlarında çok sayıda çay stoku oluşmuştu. North, çay stoklarını tüketmede Hint Şirketine yardımcı olsun diye, şirketin çayları doğrudan Amerika’ya satmasına izin verdi. Bu kanun muahezesinde ithal edilen üç gemi yükü çay Boston Limanında yerli kıyafeti giymiş gençler tarafından denize döküldü. Amerikan bağımsızlık Savaşı başladı.

 

Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi yayınlandı. 4 Temmuz 1776’da Amerika Bağımsızlığını ilan etmişti. “ Bütün insanlar eşit yaratılmışlardır; Yaratıcı, kimi vazgeçilmez haklarla donatmıştır onları; yaşam, özgürlük ve mutluluk arama da bu haklar arasındadır. Yönetimler, bu hakları güvenceye almak için kurulurlar ve onların haklı iktidarı, yönetilenlerin rızasından doğar. Bir yönetim biçimi, bu amacı yok ettiği an, halkın o yönetimi değiştirme ya da ortadan kaldırma ve yeni bir yönetim kurma hakkı vardır. “

 

Avrupa aydınları kendilerini birbirlerine yakın hissediyorlardı. Onlara göre Eski Yunan, Roma’dan gelen ve Hümanizmaya dayanan tarihi bir süreç vardı. Hepsini birbirine bağlayan Hıristiyanlık vardı. Modern bilimsel bir anlayışları vardı. Toplumsal yaşam tarzları aynıydı. Sanatı birbirine benzer bir tarzda yaratıp, icra ediyorlardı. Aydınlar söz birliği etmişler savaşların bittiği bir “ Avrupa Devleti “ istiyorlardı.

 

Almanya’d a Goethe vardı. Erdemli insan hayatı olduğu gibi kabul eden insandır diyordu. “ Genç Werther’in Acıları “ adlı eseri ile bütün Avrupa’da ünlendi. Almanya sokakları bir “ Werther salgınına ” uğradı.

 

1779’da Kırım Hanı Şahin Giray tarafından yardıma çağrılan Ruslar, Kırım’ı fiilen işgal ettiler.

 

Bu yıllarda İngiltere de Hindistan pamuklu kumaşı ile rekabet etmeye çalışan uğraşlar sonuç verdi ve seri üretim tezgahlarına geçildi. Birden bire pamuklu dokumalar beş misli ucuzladı. Pamuklu dokuma açısından Hindistan ve Osmanlı önemli bir darbe yemişti. Bu gelişme dramatik sonuçlar verecektir.

 

Avrupa akıllanmıştı. Hıristiyanlar, peşinden Yahudiler aklı kullanmaya çalışıyorlardı. Tek tanrılı dinlerde bu çabanın dışında kalanlar Müslümanlardı. Onlar donmuş gibiydiler.

 

Kara Avrupa’sında sadece Hollanda’nın elinde büyük bir sermaye vardı. Onlarda sermayeyi üretime yatırıp, ülkelerini sanayileştirmek yerine paradan para kazanmayı tercih ediyorlardı. Hollandalılar sermayelerini İngiltere, Fransa ve çeşitli Alman devletlerine yatırdılar. Bu ülkelerin sanayileşmesine katkıda bulundular.

 

1783 yılında Paris anlaşmasıyla Amerikan Bağımsızlık Savaşı bitti. Aynı sene Kırım bir Rus eyaleti oldu. Aynı yıl, Montgolfier kardeşler, ketenden bir torbayı sıcak havayla doldurarak ilk balonlu uçuşu yaptılar. Balon 450 metre kadar yükselerek 10 dakika havada kaldı.

 

XVIII. yüzyılda çok önemli bir matematikçi olan Euler yaşadı ve buluşlarını dünyaya kazandırdı. Bu sırada James Watt da buhar makinesini adam etmiş, üretiyordu.

 

XVIII. yüzyıl sonuna yaklaşırken, Amerika bağımsızlaşmış, beyazlar için demokrasi ve ekonomi gittikçe ilerliyordu. Siyahlar ise yük hayvanından daha kötü koşullarda yaşayıp, gidiyorlardı. İngiltere kendi içinde demokrasisini geliştirirken işçiler, İrlandalılar, Hintliler vs inim inim inliyorlardı. Rusya ise köylülerin kanını emip, köleden kötü koşullarda yaşatıyordu. Osmanlı tabası bu tip bir ayrıma tabi değildi. Onun topraklarında her kompartıman kendi içinde ve uzun zamandır değişmeyen koşullarda yaşamına devam ediyordu.

 

   

23. Kitabın içindeki konulardan bazıları şunlardır:

 

  • Yedi Yıl Savaşı
  • III. Mustafa Osmanlı Tahtında
  • Aynı Atadan Gelme
  • Her Yerde Katliam
  • Hindistan’da İngiltere Önde
  • Çekim Kanununun Deney6sel İspatı
  • Din Ne Ki
  • Hindistan’ı Hıristiyanlaştırma çabaları
  • III. George İngiliz tahtında
  • Deniz İmparatorluğu
  • Amerikan Halkı
  • Hindistan Hakimiyeti
  • Rusya tahtı II. Catherina’nın
  • Rousseau
  • Paris Heykelleri
  • II. Katerina
  • Paris Anlaşması
  • Prusya Eğitimi
  • Fransa Yeni Bir Savaşa Hazırlanıyor
  • Habsburg
  • Doğal Hak
  • Amerika’da tepkiler
  • Metodist
  • Çin Güçleniyor
  • Amerikan Kıyılarında Sıkı Denetim
  • Janny
  • Cizvitler Katolikleri Rahatsız Ediyor
  • Telemann
  • Herkes Dünyaya Özgür Gelir
  • Osmanlı Rus Savaşı Başlıyor
  • Boston
  • Sanayide Yeni buluşlar
  • Bengal’de Ölümcül Açlık
  • James Cook
  • Çeşme Deniz Savaşı
  • Ruslar Karada da Osmanlıyı Yeniyor
  • Girit’te Et Tırnak Ayrılıyor
  • Buhar Gücünün Kullanımına Doğru
  • Sadece Doğa Var
  • Eyaletler Kendini Yönetiyor
  • Osmanlının Arap Eyaletleri Bağımsız Gibi
  • Ayan
  • Kamu Oyu Desteği
  • İsveç Toparlanmaya çalışıyor
  • Avrupa Köylüsü
  • Avrupa’da Köylüler Dışında Halk
  • Rusya Zorda
  • Boston Çay Partisi
  • Küçük Kaynarca Anlaşması
  • İngiliz Kralına Meydan Okuma
  • I. Amerikan Kongresi
  • Devlet içinde Devlet
  • Kıvılcım
  • Amerikan Bağımsızlık Savaşı
  • İlluminati
  • Amerika’nın Bağımsızlığı
  • Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi
  • Fransa’da Meslek Kuruluşlarına Darbe
  • Okyanusya, Aborjinler
  • Okyanusya, Melanizyalılar
  • Okyanusya, Polinezyalılar
  • Avrupa Birliği Düşüncesi
  • Evrensel Olmak, Ulusal Olmak
  • Brezilya’da Reform
  • Rousseau ve Voltaire Ölüyor
  • İlk Demir Köprü
  • Maria Theresia’nın Ölümü
  • Hindistan’da İngiliz Hakimiyeti
  • Linne
  • Tanrı ve İnsan Hakkında
  • Yahudiler de Tanrıyı Durmadan Yorumluyor
  • Kara Savaşı Amerikalıların
  • Saf Aklın Eleştirisi
  • Watt’ın Çift Etkili Makinesi
  • Fransa
  • Sanayileşmede İngiltere Önde
  • Paris Anlaşması
  • Yıldırımsavar
  • Kırım Rus Vilayeti
  • Amerika’da İşler Zor
  • Uçmak
  • Euler
  • İnsanlık Tarihinde Yeni Bir Çağ
  • James Watt
  • Galaksi
  • Rusya’da Soylular Yasası
  • Osmanlı’da Burjuvazi oluşmuyor
 
 
23. Kitap
 
Resimli             İNDİR
 
Resimsiz          İNDİR