14. Kitap
Müslüman Roma İmparatorluğu
 
14. Kitap
 
resimli    İNDİR
 
resimsiz  İNDİR
 
14. Kitap Alıntı

 

İstanbul halkı korku içinde Ayasofya’ya koşuyor, Tanrıdan yardım istiyorlardı. Fatih Sultan Mehmet, öğleye doğru kente girerek doğruca Ayasofya’ya gitti. Binlerce yıldır alınamayan kenti alan Sultan daha 22 yaşındaydı.

 

1453 yılında Constantinopolis Türklerin eline geçmeden 12 saat önce Bizans İmparatoru XII. Konstantinos verdiği söylevde “ en iyimser bakışla Türkler birer hayvandır ve Yunan ve Roma soyundan gelen Bizanslılarla mukayese edilemez “ diyordu. “ Bu vahşi hayvanların dini kerahetten başka bir şey değildir “.

 

Türkler kentte ilerlerken halk Ayasofya’ya doğru çekiliyordu. Halk yıllardır kahinlerden kentin Türklerin eline geçeceğini, Türklerin zorla kente gireceğini, Romalıları Çemberlitaş sütununa kadar kovalayıp öldüreceğini dinliyordu. Ardından elinde kılıç tutan bir melek belirecek, sütunun arkasında duran yoksul ve kendi halinde bir adama şöyle diyecekti: “ Bu kılıçla Efendimizin halkının intikamını al “. O zaman Türkler geldikleri yere geri döneceklerdi. Romalılar ise onları kovalayıp, öldürecek, hem Roma ve hem de Doğu topraklarından çıkaracaklardı. Türkler İran sınırındaki Tek Ağaç (bu Hıristiyan alemi belirleyen bir semboldür) denilen yere kadar sürüleceklerdi.

 

 

14. Kitap Hakkında

 

 

1375 ile 1460 arasındaki 85 yılda, yani 2 nesillik bir zamanda, hala içinde yaşadığımız pek çok çerçevenin tohumları atıldı.

 

Doğu Roma İmparatorluğunun başkenti İstanbul (Constantinopolis) nihayet Türklerin eline geçmişti. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u alarak, Osmanlı hanedanını Roma tahtına oturttu. Yeni Roma yönetimi Müslüman’dı. İmparatorluk da Müslüman kurallarını hazmetmeye çalıştı.

 

İstanbul alınmadan 50 yıl önce, yeni Fatih Timurleng, Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid’i yenerek, Osmanlılara büyük darbe vurmuştu. Osmanlı Yıldırım Bayezid’in oğulları arasında yapılan taht kavgalarına duçar oldu ise de herkesin menfaati merkezi ve güçlü bir devletten yana olduğundan, Osmanlı fetret devrini parçalanmadan atlattı. Avrupa, herhalde ilerde başına gelecekleri anlamamıştı ki, Osmanlıların bu zayıf anından istifade edemedi.

 

Türkler için önemli bir gelişme de Desti Kıpçak’ta yaşanıyordu. Altınordu devleti parçalanıyor ve bundan Moskova Dukalığı (Rusya) faydalanıyordu. Asırlardır Türklerin egemen olduğu toprakların sonu görünmüştü. Sonu başlayan bir diğer yer de Türklerin anayurdu Sibirya’ydı. Buraya Ruslar ilgi duymaya başlamışlardı. Artık her konuda Türk Rus kapışması, savaşları, kaynaşması ve birlikteliği başlıyordu.

 

Bir diğer önemli gelişme de Portekiz’de yaşanıyordu. Tapınakçıların yönetiminde, Portekiz okyanuslara açılmaya başlıyordu. Bu hem İpek yoluna alternatif bir yolun bulunmasını ve hem de Avrupa sömürgeciliğinin başlamasına işaret ediyordu.

 

Avrupa’da Yüz Yıl Savaşları bitmişti ama İngiltere’de ve Fransa’da iç savaşlar başlamıştı. Yüz Yıl Savaşları Fransa’da Jean D’Arc adlı genç bir kızı sahneye çıkarmıştı. Bu kız görevini yaptı ve yakılarak öldürüldü. Egemenlik kimseye medyun kalmazdı. İngiltere’de Lancester ve York aileleri hanedan savaşlarını yani güller savaşını yapıyorlardı. Bu savaşlardan Tudorlar taht sahibi olarak çıkacaklardı. İspanya ise birleşmenin adımlarını atıyordu.

 

Sonunda Katolikler iki papadan bir papaya inebilmişlerdi. Ama bu yeni papaların ahlaksızlığı anlatılabilir gibi değildi. Ayrıca Papalık tüm Hıristiyan dünyaya hakim olabilmek için sahte belge düzenleyip, yalan söylemişti. Lorenzo Valla adlı bir araştırmacı, bu yalanı ortaya çıkarıp, açıkladı. Papalık prestiji ve dolayısı ile Katoliklik büyük bir darbe yemişti.

 

Bu sırada Platonculuk da Batı Avrupa’ya geçmişti. İtalya’da, önce Floransa’da, Cosimo de Medici ilk Akademiyi açtırdı. Akademiler tüm İtalya’ya pıtrak gibi dağıldılar.

 

Matbaacılık Avrupa’da başlamıştı. Basılan ve okunan kitap sayısı büyük bir hızla arttı. Batı Avrupa’da, Burjuvalar, her konuda, önlenemez bir yükselişe geçmişlerdi.

 

Japonya, kendi içinde, 100 yıl sürecek egemenlik iç savaşlarına sahne oluyordu.

 

Orta Amerika’da Aztek İmparatorluğu hızla gelişip, büyüyordu.

 

Çin’de Avrupa gibi kitap sayısı ve dolayısı ile okuyan insan sayısı hızla artıyordu. Fakir ailelere ait kişiler de okuyup, öğrenip, imtihana girip, devlet memuru olabilmeye başladılar. Ancak bunu başarabilmek için büyük borçların altına giriyorlardı. Devlet memuru olunca halkı soyarak durumlarını düzeltmeye çalıştılar.

 

Her yerde ezilen halk bir türlü baş kaldırabildiğinde isyan ediyordu. Osmanlılarda ise gündeme Şeyh Bedreddin oturmuştu.

 

 

14. Kitabın içindeki konulardan bazıları şunlardır:

 
  • Çin’de Orta Tabaka meydana geliyor
  • İki Papa
  • Kadı Burhaneddin
  • İngiltere Köylü İsyanı
  • Anadolu Dervişleri
  • Oğuzlar hakkında
  • Memluklar
  • Hindistan
  • Osmanlıların gelişmesini hazırlayan koşullar
  • Japon ekonomisi
  • Timur
  • Deliren Kral
  • Kosova Savaşı
  • Yıldırım Bayezid ve Anadolu Beylikleri
  • Moskova Kilisesi
  • Toktamış ve Timur
  • Emir Sultan
  • Moskova Prensleri
  • Niğbolu Savaşı
  • Timur Hindistan’da
  • Lancaster ve York
  • XIV. yüzyıl sonu itibarı ile Avrupa’da genel durum
  • Ankara Savaşı
  • Süleyman Çelebi
  • Dünya Değişiyor
  • Fetret
  • Papalar birleşiyor
  • Musa çelebi
  • I. Mehmet
  • Şeyh Bedreddin
  • Constance Consili
  • Portekiz as’a saldırıyor
  • Devletlerin kaynakları yetersiz
  • Yüz Yıl Savaşları
  • Portekiz Okyanuslara açılıyor
  • Batı Avrupa’da töre hukuk çatışması
  • II. Murat
  • Aztekler
  • Jean D’Arc
  • Selanik Osmanlıların
  • Hacı Bayram Veli
  • Lorenzo della Valla
  • Platon Batı Avrupa’ya gidiyor
  • Sahte Belge
  • Ehl-i Hak ve Hurufelik
  • Osmanlı Seceresi
  • Varna Savaşı
  • Kosova Savaşı
  • Türklerin Özellikleri
  • II. Sultan Mehmet
  • Burjuvalar
  • İstanbul’un alınışı
  • Yeni Osmanlı başkenti
  • Merkezi güçlü ordu
  • Güller Savaşı
  • Avrupa’da Metbaa
  • Rönesans’ıbn ayak sesleri
  • Belgrad Savaşı
  • Osmanlı Sırbistan’ı alıyor
 
14. Kitap
 
resimli    İNDİR
 
resimsiz  İNDİR