9. Kitap
Selçuklular
 
 
 
9. Kitap  

resimli       İNDİR                

resimsiz     İNDİR
 
Alıntı
 

İstihbarat teşkilatı kurulmuştu ama Alp Arslan ihbarları dinlemiyordu. Alp Arslan’a Nizamülmülk hakkında ihbar geldiğinde, yazılı raporu Nizamülmülk’e vererek “ doğru ise kendi ahlakını, yanlış ise yazanların durumunu düzelt ve onlara ihbar imkânı verme “ demişti. Türk geleneğinde dış düşmana karşı casus kullanmak vardı. Ama kendi halkına karşı bu hiç düşünülmemişti. Buna karşılık Sasani ve sonra İslam geleneğinde düşman kadar dostta izleniyordu. Türkler bunu bilmediklerinden yönetimi ele geçirince, iç istihbaratı da yok ediyorlardı. Türk hükümdarlarının bu tutumu zamane tarihçileri tarafından yönetim bilmezlik olarak değerlendiriliyordu. Selçuklularda iç istihbaratın yerleşmesi Melik-Şah’la birlikte gerçekleşmiştir.

 

Selçuklularda İstihbarat teşkilatının bir parçası olarak posta örgütü kurulup, her 50 fersah aralıklarla haberciler ve postacılar bulunduruldu. Selçuklular çabuk haber alabilmek için yolları, konaklama yerlerini düzenlemişlerdi. Müslüman ülkelerde,   görevi devlet yetkililerini denetlemek olan “ işraf “ divanı kurulmuştu. İşraf divanının başkanı, sarayda olup bitenleri bilir ve gerekince ihbar ederdi. İşraf divanının başkanı tam güvenilir kişidir. Kendi vekillerini kent ve kasabalara yollayarak, her yerden haber toplardı. İşraf divanına her yerden haber ve bilgi gelirdi.

 

İstihbaratın amacı ihanetin cezasız kalmayacağını ve devletin yer yerde gözü, kulağı olduğu inanç ve korkusunu tüm ülkeye yaymaktı. Böylece “ berid “ ve “ işraf “ örgütleri ile devlet uçan kuştan haberdar olur, halk da bunu bilirdi.

 

Selçuklular, düzeni korumak için kentlere “ şıhne “ denilen askeri garnizonlar yerleştirdiler. Bu Müslüman devletlere getirilmiş bir yenilikti. Bu sayede pek çok Türk beyi, kuvvetleri ile birlikte, kabile bağlarından koparılarak kent asayiş güçlerini oluşturdular. Daha önce kentleri alt tabakalardan toplanmış “ milis “ güçler (örneğin ayyar) koruyordu.   Bu milis güçleri asayişin koruyucu öğesi olduğu kadar asayişi bozan öğelerdi. Şıhne sistemi sayesinde kentler disiplinli askeri güçlerin denetimine girdiler.

 

 

9. Kitap Hakkında

 

 

Oğuzlar “ Nehirler arasının “ (Maveraünnehir ) kuzeyinde sıkışmışlardı. Yağmaya gidecekleri yerleri kalmamıştı. Altlarında güçlü Müslüman devletler onlara giriş ve geçiş hakkı vermiyordu. Müslümanlığı pasaport gibi kullandılar. Şimdi önlerinde kocaman bir Müslüman dünyası ve onun ötesinde Roma duruyordu.

 

İran’a dalan Oğuzlardan biri olan Selçuklular diğerlerine nazaran hem daha çabuk organize oldular ve hem de daha doğru stratejiler belirlediler. Selçuklular, Müslüman dünyaya hakim oluyorlardı.

 

Genelde Türkler (Oğuzlar) hiç rahat durmuyorlardı. Onların hayatı yağma üzerine kurulmuştu ve bunu yapmak için her fırsatı değerlendiriyorlardı. Selçuklular kurulurken Türklere dayanmışlardı. Ama şimdi, yerleşince Türkler belaydı. Onları Anadolu’ya yani Doğu Roma İmparatorluğu üzerine yönlendirdiler. Önce Azerbaycan bir Türk üssü oldu, oradan Anadolu’ya sarkıldı.

 

Roma için bu kadarı fazlaydı. Doğuya, Türklerin üzerine yürüdü. Ancak devran değişmişti. Malazgirt’te Roma bozguna uğradı ve Alp Arslan Doğu Roma İmparatorunu esir etti. Malazgirt’ten sonra Anadolu’nun kapıları Türklere sonuna kadar açılmıştı. Önemli Türk beyleri ve komutanları, bu arada Selçuklu ailesinden olan Kutalmış oğlu Süleyman-şah, Anadolu’yu parsellemeye başladılar.

 

Aslında Roma’yı Türkler iki taraftan birden kıskaca almışlardı da kendileri bunun farkında değillerdi. Anadolu’dan Oğuzlar, Balkanlardan Peçenekler Constantinopolis önlerine kadar geliyorlardı. Balkanlara Peçeneklerin ardından Şaman Oğuzlar (Uzlar) girdiler.

 

Malazgirt savaşından az sonra öldürülen Alp Arslan’ın yerine Melik-şah geçti. Melik-şah ve veziri Nizamülmülk beraberce Selçukluları bir imparatorluk haline getirdiler. Bu dönem Selçukluların en güçlü dönemi oldu.

 

Selçukluların Müslüman Asya’ya hakim olması ile Fatimi Sünni mücadelesinde ibre Bağdat’tan yana dönmüştü. Nizamülmülk ile beraber de Selçuklu yönetimi Sünni görüşten farklı olan tüm düşünce biçimlerine düşman kesildi. Şiilik iyice sıkışmıştı. Şiiliğin bu umutsuz ama mücadeleye devam eden ortamı içinde Haşişiler ortaya çıktı. Hasan Sabah Dağların Şeyhiydi, alınamaz Alamut kalesi de merkeziydi.

 

Selçuklu İmparatorluğunda Melik-şah ölünce aile içinde taht kavgaları başladı ve bu da devletin gücünü düşürdü, kendi iç meselelerinden dolayı dışarıda olup bitenlere bakamadı.

 

Anadolu’da ise Süleyman-şah öldükten sonra, bir siyasi belirsizlik ortaya çıkmıştı. Melik-şah’ın ölümünden sonra yanında tuttuğu Süleyman-şah’ın oğlu Kılıç Arslan Anadolu’ya dönünce bu belirsizlik sona erdi.

 

Malazgirt savaşından sonra, Ermeni General Filateros yanına aldığı pek çok Ermeni ile birlikte, Çukurova’ya indi ve merkezi Çukurova olan bir Ermeni Prensliği kurdu.

 

Asrın sonuna doğru, Doğu Roma topraklarında Bogomil ayaklanması oldu. Pavlikanlar Anadolu’dan çıkarılarak, Balkanlara yerleştirildiler.

 

Avrupa’da tarım tekrar yükselişe geçmişti. Para günlük yaşamda gittikçe önem kazanıyor, böyle olunca da kıymetli maden ve taşlar dolaşıma sokuluyordu. Ama dolaşımdaki kıymetli maden yetersizdi. Paranın içindeki kıymetli maden miktarı azaltılmaya başlandı. Yollar yeniden kalabalıklaşmıştı. Yeni kentler kuruluyor ve bunlar Pazar merkezleri haline geliyordu. Avrupa’da tüccarlar yeniden ortaya çıkmış ve palazlanıyorlardı. Ticarette Hıristiyan Yahudi rekabeti başladı.

 

Avrupa’da kent halkı ticaret yaparken ve yeni kentleri kurarken, en etkili kendini müdafaa yolunun birlikte hareket etmek olduğunu öğrenmişti. Böylece kent halkı kendi arasında sıkı bir birliğe gitti. Bunlar disiplinli ve büyük tüccarlar sayesinde ekonomik gücü yüksek komünlerdi. Burjuva ortaya çıkmış ve komünde örgütlenmişti.

 

Batı Avrupa İmparatorluğu bazı yörelerde gücünü iyice kaybetmişti. En bağımsız kentler buralardan çıktılar. Önce Kuzey İtalya, daha sonra da piskoposlarını kovmuş olan Alman kentleri oldu. Bunlar “ serbest kentler “ adını aldılar. Ayrıca imparatorluk arazisi içinde olup da adlarına “ imparator kentleri “ denen kentlerde bağımsızdılar.

 

Uzun zamandır Akdeniz’de yaşanmakta olan İtalyan tacirlerle Müslüman tacirler arasındaki rekabet Venedik ve Amalfi lehine gelişti. Ticarette meydana gelen değişikliği finansman imkânları iyi olmayan Doğu Roma İmparatorluğu değerlendiremedi. Doğu Roma tüccarları İtalya’ya gidemediler, bunun yerine İtalyanlar Constantinopolis’e geldiler. Eskiden ticaret ana ekseni Bağdat Constantinopolis ana ekseniydi. Şimdi ise bu eksene rakip İtalya İskenderiye ekseni ortaya çıkmıştı.

 

XI. yüzyılın sonuna doğru Venedik ve Cenova gibi İtalyan kentleri ticari başarıları ile iyice güçlenmeye başlamışlardı. Avrupa’da hem nüfus ve hem de tarım üretimi artıyordu. İtalyan tüccar kentleri, zenginleşmeye başlayan Avrupa’nın artan ticaretine aracılık ediyorlardı. Cenova ve Piza burjuvaları bir adım attılar. Güçlerini birleştirerek, feodal egemenliği kırdılar ve iyice özerkleştiler. Yapılan her şey Doğu – Batı ticaretinden sağlanan paranın gücü ile yapılabilinmişti.

 

İspanya’da ise Müslümanlara karşı bir Hıristiyan cephesi kurulmuştu. İspanya’nın kuzeyindeki Katalonya, Aragon ve Kastilya gibi ufak Hıristiyan devletleri Fransız şövalyelerinden ve Normanlardan yardım alarak, Müslüman kentleri ya yağmalıyor veya ele geçiriyorlardı. İspanya Müslümanları sıkışmış ve çaresiz kalmışlardı. Çareyi yardımlarına Murabitler devletini çağırmakta buldular. Berberi kökenli Murabitler biraz yumuşayınca, Hıristiyanların Endülüs üzerine yaptıkları Haçlı seferleri devam etti gitti.

 

Fransa’da krallık, İle-de-France etrafında Carpetler tarafından şekillendirilmeye başlanmıştı. İngiltere ve İskoçya ise birbiri üzerinde taht iddiasında bulunuyorlardı.

 

Ruslar ve özellikle Kiev prensliği de palazlanıyordu. Ruslar şimdi Constantinopolis’e gelmiş ticaret yapıyor bazen de Roma ile çatışıyorlardı. XI. asrın sonuna doğru, Karadeniz’in kuzeyine Kumanlar (Kıpçaklar) yayıldılar. Artık buraya uzun zaman “ Deşt-i Kıpçak “ denecekti.

 

Çin önce parçalanmış, sonra Songlar tarafından tekrar İmparatorluk kurulmuştu. Ama Çin’in tepesinde Kitanlar vardı ve Songlar onlara vergi ödemek zorunda kalıyorlardı. Bu bile Kitanların yağma akınlarını durdurmuyordu. Kağıt para piyasada epeydir tedavüldeydi. Devlet için yeni bir gelir kapısı olmuştu. Seçkin aileler ise biriken sermayelerini hala toprağa dönüştürüyorlardı.

 

Derken Çin’de enflasyon azdı. Büyük toprak sahipleri vergi kaçırmanın yolunu buluyor ve bütün yük küçük toprak sahibi köylünün üzerine biniyordu. Songlar döneminde Çin ekonomik olarak çökerken kültürel olarak da en parlak devirlerinden birini yaşıyordu. Çin’de Konfüçyanizm ve Budizm birleşiyordu. Bu sıra da Avrupa’da da filozofi başlıyordu. Müslüman dünyada ise Gazali huzuru Sufizm’de bulmuştu. Olayın püf noktası Allah’ın, duyu ve mantıkla algılanan dünyanın ötesinde olmasındaydı. Dolayısı ile bilim ve mantık Allah’ın varlığını ne kanıtlayabilir ve ne de ret edebilirdi. Gazali ile birlikte, Tanrı’nın her hangi bir varlık gibi bir varlık olabileceği ve dolayısı ile varlığının akıl veya mantıkla kanıtlanabileceği fikri, İslam dünyasından çıktı, gitti. Gazali bir dönüm noktası olmuştu. Bu Müslüman dünyasının durağanlığa giden yolunun başlangıcıydı.

 

Avrupa’da Kudüs’e giden hacı sayısı artmıştı. Bunlar yollarda soyuluyorlardı. Hacıların rahat hac yapabilmesi için Kudüs alınmalıydı. Selçuklular Kudüs’ü almışlar, Türkler Anadolu’da ilerleyip, Doğu Roma İmparatorluğunu sıkıştırıyorlardı. Roma Batıdan yardım istedi, bu da Orta Doğuya yapılacak Haçlı Seferleri için başlangıç oldu. Avrupa zaten İspanya’da Haçlı seferlerini defalarca denemişti, şimdi sıra Kudüs’teydi.

 

Normanlar İtalya’nın güneyini ele geçirip orada bir krallık kurmuşlardı. Sicilya’nın Normanların eline geçmesi, ticari açıdan Avrupa’yı olumlu etkilemişti. Haçlı seferleri yapılırken, finansmanı tüccar İtalyan kentleri yaptı. Venedik ve Cenova altını ve gemileri olmasa ne Haçlı seferleri gerçekleşebilirdi ve ne de Haçlılar aldıkları limanlarda barınabilirlerdi.

 

Avrupa’da tüm Hıristiyanlar inanç ve ahlak konusunda rahiplerin otoritesine itaat etmek zorundaydılar. Neye inanılır, nasıl inanılır kararını Avrupa’da ruhban sınıfı veriyordu. Kiliseye aykırı hareketin cezası ölümdü. Papa Haçlı seferlerini başlattı.

 

Kuvvetli bir olasılık ile büyük Haçlı Ordusu Kudüs’e kolay varacağını düşünüyordu. Selçuklar kendileri ile uğraştıkları için Haçlılara karşı bir güç ortalıkta görülmüyordu. Unutulan, Anadolu’daki Türk varlığıydı. Türkler, Haçlılara dünyayı dar ettiler.

 

Bin bir güçlükle de olsa sonunda Anadolu’yu geçen Haçlılar önce Antakya’yı ele geçirdiler. Antakya’nın Haçlıların eline geçmesi, Çukurova Ermenilerini kuvvetlendirdi. Sonra 15 Temmuz 1099 yılında Kudüs Haçlıların eline geçti. Haçlılar şehrin Yahudi ve Müslüman ahalisine korkunç bir hırsla saldırdılar. İnanılmaz bir vahşetle yapmadıklarını bırakmadılar. Yaptıkları vahşet çağdaşlarını bile şok etti. Erkek, kadın, çocuk 40 bin Müslüman ve Yahudi kılıçtan geçirilmişti. Bu tarihin gördüğü en büyük ve en kanlı mezalimlerden biriydi.

 

 

9. Kitabın içindeki konulardan bazıları şunlardır:

 
  • Çin’de durum
  • Çin’de ekonomi
  • Ticaret yolu Mısır’a kayıyor
  • Batı Avrupa Ruhban sınıfında değişim
  • Hsi Hsia
  • Horasan’da Selçuklu Hakimiyeti
  • Gazneli Selçuklu Hesaplaşması
  • Dendanekan savaşı
  • Batı Avrupa’da İktisadi Gelişme
  • Anadolu’ya Akın
  • İmparatoriçe Zoe
  • Konstantinos Monomakhos
  • Tuğrul Bey ve Abbasi Halifesi
  • Türklere çare Anadolu’ya salmak
  • Peçenekler
  • Hanefi hamiliği
  • Batı Avrupa’da Burjuvazi
  • Ticaret Ekseninde Değişme
  • Roma kiliselerinin ayrışması
  • Murabitler
  • Tuğrul Bey Bağdat’da
  • İbrahim Yınal
  • Hatun Sultan
  • Çağrı Bey’in ölümü
  • Kutsal Savaş
  • Halifenin damadı
  • Tuğrul Beyin ölümü ve Alp Arslan
  • Doğu Roma tahtı Romanos Diogenes’in
  • Türk akınlarına çare yok
  • Malazgirt Savaşı
  • Sultanla İmparator
  • Alp Arslan’ın Ölümü
  • Melik-Şah
  • Suriye ve Filistin Oğuzların
  • Süleyman-Şah
  • İznik Rum Selçuklu Başkenti
  • Atsız Bey ve Artuk Bey
  • Doğu Roma’ya İmparator Olmak
  • Sicilya Normanların
  • Suriye ve Güneydoğu Anadolu
  • Doğu Roma’nın Başı her yönden dertte
  • Halife ile akrabalık
  • Güney Doğu Anadolu’nun Türkler tarafından Fethi
  • Süleyman-Şah’ın Antakya Seferi
  • Venedik              
  • Diyarbekır, Silvan Türklerin
  • Süleyman-Şah’ın Ölümü
  • Terken Hatun
  • Batınilik Suçu
  • Türkleri Türklere kırdırmak
  • Haşişiler
  • Nizamülmülk Ailesi
  • Nizamülmülk ve Melik-Şah’ın Ölümleri
  • Nizamülmülk’ün Selçuklu Devletini Yönetişi
  • İkta ve Feodalite
  • Büyük Selçuklu Taht Kavgaları
  • Tutuş Selçuklu taht kavgasına karışıyor
  • İsa ve Kefaret
  • Gazali
  • Ömer Hayyam
  • Kılıç Arslan
  • Şövalye Bolluğu
  • 1.Haçlı Seferi
  • İznik Doğu Roma’nın
  • Antakya Haçlıların
  • Kudüs Haçlıların
  • İtalyan ticaret kentlerine gün doğuyor
 
9. Kitap  

resimli       İNDİR                

resimsiz     İNDİR
 
  
9  . Kitap İçerik listesi (Arama)