8. Kitap 
Müslüman Türkler  
 

 
8. Kitap  

resimli            İNDİR                

 

resimsiz           İNDİR  
 

Alıntı   
 

Maturidi’ye göre akıl, insana verilmiş ilahi bir emanettir. İnsanlar akılları  sayesinde güzel ve çirkini bilir, kendi varlığının kıymetini anlar. Kulun hata ve kusur işlemesi ise aklını kullanmayı  terk etmesiyle gerçekleşir. Nitekim Allah akıl sahibi olanı muhatap almış, onu sorumlu tutmuştur. Aklı olmayanın ise dini bile yoktur.   

“ Akıl, bilgi kaynaklarından biri, insana verilmiş ilahi bir emanettir. İnsanlar akılları sayesinde güzellik ve çirkinlikleri tanır, kendi üstünlüklerini onun sayesinde anlarlar. Kulun kusur işlemesi aklını kullanmayışı yüzündendir. " Allah'ın emirleri akıllı olana hitabendir ". Allah'ın emirlerini anlayacak akıl seviyesine sahip olmayanlar, ilahi emirlerin dışında kalır, sorumlu olmazlar.”  

Maturidi Kuran tefsirinde tefsir kelimesini değil, tevil kelimesini kullanmıştır. O'na göre tefsir Allah'ın kelamından anlaşılan şey hakkında kesinlikle hüküm vermektir. Fakat tevil, kelimenin (lafzın) ihtimallerinden birini tercih etmektir. Burada Allah'ı şahit gösterme ve kendi görüşlerini Allah'ın gibi sanmaya yer yoktur. Temelde mutlaklık değil, izafilik (görecelik) söz konusudur…  

... Mutezile ve Kelam, farklı yollardan gitmiş, ama Tanrı ile akıl arasında ilişki kurmaya çalışmışlardı. Müslümanlar ne yapmalı  idi. Diğer konularda olduğu gibi, Tanrı hakkında konuşmalımıydılar, susmalımıydılar. Daha önce benzer tartışmalar sonunda Yunanlılar susmaya karar vermişlerdi. Müslüman çoğunluk da aynısını yaparak, sustular.   

Bu atomcu düşüncenin bilimle bir ilgisi olmadığı kesindi. Feylesoflar, bunu tatmin edici bulmadılar, zaten mantıkları gereği bulamazlardı. Feylesoflar, “ kelamın “ yaptığı gibi somut ve özel olaylara da bakamazlardı, onlar genel yasaların geçerliliğini arıyorlardı. Bir kere Tanrı herkes için aynı olmalıydı. Yoksa yaşamın anlamı anlaşılamazdı. Allah sadece Müslümanların Tanrı’sı olamazdı. Zaten bunun böyle olmadığını peygamber defalarca vurgulamıştı. Ne var ki son zamanlarda, Allah’ın algılanma biçimi, sanki sadece Müslümanların Tanrı’sı imiş gibi bir genel kanı yaratmıştı. Kavramı tekrar yerli yerine oturtmak gerekiyordu…   

…   

… Doğu Roma’nın mecburi iskana tabi tuttuğu toplulukların içinde Ermeniler önemli bir yer tutarlar. Bu politika gereği, Ermenilerin önemli bir kısmı Doğu Anadolu’dan İç Anadolu’ya nakledilmişlerdir…   

… Ancak, dış politikada " vefa " hiç olmamıştı, olacağı da yoktu. Bulgarlarla kapışmış olan Doğu Roma'nın işine Ruslarla yandaş olmak geliyordu. Hazar devleti de zaten zayıflamıştı…      
 
 
 

8. Kitap Hakkında    
 

M.S. 860 ile M.S. 1030 yılları arasında 170 yıllık dünya tarihi anlatılmıştır.   

Müslümanların genişlemesi Türkler, Doğu Roma ve Franklar tarafından durdurulmuştu. Müslüman İmparatorluğunda yağma geliri azalınca, merkezi yönetim zayıflamış, Halifeye gittikçe şeklen bağlanan emirlikler (küçük krallıklar) ortaya çıkmıştı. Bu sırada İsmaili mezhebi Mısır’da Yönetimi eline aldı. Artık iki halife vardı: Sünni Halifesi (Abbasi Halifesi) ve İsmaili Halifesi (Fatimi Halifesi). Mezhepler ve halifeler savaşıyordu.  

Türkler Göktürkler’den sonra Uygurları ve daha sonra da Karahanlı devletini kurmuşlardı. Karahanlı Kağanı Müslümanlığı kabul etti. Karahanlılardan evvel, 300 yıl boyunca bir “ Dar-ül-İslam “ var olmuştu. Şimdi ise bu Dar-ül-İslam’ın dışında hem Müslüman ve hem de Türk bir devlet vardı. Karahanlı devleti, Türklerin Müslümanlığı kabulü açısından bir kilit taşıdır.  

Arap-Türk savaşları herkese Türklerin ne yaman bir savaşçı olduğunu göstermişti. Şimdi Müslüman dünya askerlerini Türklerden oluşturuyordu. Türkler köle olarak küçük yaşta satın alınıyor, eğitiliyor ve asker yapılıyorlardı. Bunlara memluklar dendi. Müslüman ülkelerde güç böylece Türklerin eline geçti. Buradan da Türklerin İmparatorluklar dönemi başladı. Önce Gazne İmparatorluğu ortaya çıktı. Bunu Selçuklular takip edeceklerdi.  

Doğu Müslüman Devletlerinde yönetim Sünnilerdeydi. Böylece yetişen köle Türkler de Sünni oldular. Türkler İmparatorluklar kurdukça bir yönetim sınıfı yani Ak Budun gibi algıladıkları Sünniliği takip ediyorlardı. Diğer Müslüman mezhepleri Türk iktidarlardan eziyet görmeye başlamışlardı. Ama Türklerin köle asker olmayan hakiki Kara Budunu hala Şaman dinindendi, gösterdiği sempati ise Şiiliğeydi.   

Hazar Türk devleti de zayıflamıştı. Dağılmaya başladı. Hazar sadece Müslümanların  önüne bir set çekmiyordu, aynı zamanda Türklerin Avrupa’ya akmasını da önlüyordu. Hazar (Hazer) zayıflayınca hem ondan kopan parçaların ve hem de Orta Asya’dan gelen Türklerin önü açıldı. Parçalanan Hazar’ın Yahudi Türkleri de Ukrayna ve Polonya’ya dağılacaktı.   

Şaman Türkler çoktan Karadeniz’in Kuzeyini aşıp, Avrupa içlerine girmeye başlamışlardı. Tabii ilk olarak Balkanlara sarkıyorlardı. Doğu Roma İmparatorluğu şimdi Batıdan gelen Türklerin yoğun baskısı altındaydı. Bulgar Türkleri Tuna’yı aşıp, yerleşmişlerdi. Avarlar Avrupa’nın ortasındaydılar. Peçenekler Kuzeyden bastırıyorlardı. Kumanlar (Kıpçaklar) Kuzey Karadeniz steplerine adım atmışlardı.  

Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de Macar-Türk konfederasyonu olan bir topluluk, Macaristan’a geldi ve yerleşti. Bunlar Avrupa içlerine yıkıcı, yok edici yağma akınları düzenlemeye başladılar. Avrupa’da artık Türk fobisi büyüyor ve çocuklar “ Türkler geliyor “ diye korkutuluyordu.   

Bu Şaman Türk toplulukları bütün Savaşçılıklarına ve iman bütünlüklerine rağmen kendilerinden çok kalabalık olan, yerleşik Germen ve Slav toplulukları içinde eriyecek, çeşitli nedenler ile Şaman dininden çıkıp, Hıristiyan olacaklardı. Bu sırada birkaç on yıl için bile olsa, Şato Türkleri Çin’de İmparatorluğu ellerine geçirmişler, Çin’e hükmediyorlardı.      
 

Batı  Avrupa’da önce Marovenj, sonra Karolenj derken hem Katoliklik yerleşiyor ve hem de feodalite kurumlaşıyordu. Bu sırada Kuzeyden, İskandinav ülkelerinden Norman veya Viking akınları başladı. Bu akınlar sadece Batı Avrupa’ya değil, tüm Avrupa’ya yapılıyordu. Bu akınlarla gelenler, Karadeniz’in Kuzeyinde Slavlarla birleşince Rusların oluşması başladı.   

Batı  Avrupa’ya gelen Kuzeyliler, Fransa’da Normandiya’yı kurdular. İngiltere’de Sakson Norman mücadelesi başladı. Bu sırada sakin durumda olan Almanya İtalya ekseninde Papanın iş birliği ile Karolenj devleti canlandırılmaya çalışıldı. Ortaya Roma-Germen İmparatorluğu çıkmıştı. Fransa’da ise toprak rejimi değişiyor ve feodalite doludizgin kurumlaşıyordu. Kurumlaştıkça da Batı Avrupa’ya yayılmaya ve Avrupa’nın temel rejimi olmaya başladı. Yeni toprak rejimi ortaya zıhlı Şövalyeler de çıkarmıştı. Bu da Batı ordularının yapısını değiştirdi. Düzenin hukuk sistemi de “ Tanrı Barışıydı “.   

Batı  Hıristiyanlığının manastır sisteminde ise mevcut bozulma Cluny hareketi ile yeni bir düzene girmişti. Bu yeni oluşum ileride gerçekleşecek Rönesans’a giden kapıyı aralayacaktı.  

Müslüman dini de kendine yeni yollar arıyordu. Suffilik gittikçe önem kazanmaya başladı. Bu yeni dini yorum, işkence ile öldürülmeyi de beraberinde getiriyordu. Ölenlerden biri Hallac-ı Mansur’du. Müslüman dünyada bir yandan Suffilik gelişirken bir yandan da ortaya filozoflar çıkmaya ve yeni dini yorumlar getirmeye başlamışlardı. Filozoflar, eski Grek filozoflarının tanrısı ve düşüncesi ile İslam Tanrı ve düşüncesini birleştirmeye çalışıyorlardı. Tabii bu sentez Suffileri de etkileyecek, tasavvufa giden yol açılacaktı. Müslüman filozoflar ortaya çıktıkça, Yahudi filozoflar da ortaya çıkıyordu. Bu iki dinin filozofları birbirlerini etkileyerek dinlerini geliştirmeye devam ettiler.  

Zerdüşt dini Hıristiyanlığa yenilmiş ama esas ölümcül darbeyi Müslümanlıktan yemişti. Ama çok köklü ve sağlam bir inançtı. Birden teslim olmadı. Balkanlar’da Bogomil hareketi olarak şekillendi. Bulgarlar ve Doğu Roma İmparatorluğu, müştereken ne yaptılar ise, Bogomilleri tam olarak yok edemediler. Bogomil düşüncesi Bosna’da asırlarca yaşamaya devam etti.   

Orta Asya’nın güneyindeki Türklere yağma için gidecekleri yer kalmamıştı. Onlar da Müslüman topraklarına girebilmek için Müslüman olmaya başladılar. Bu girenlerin arasında Oğuzlar da vardı. Oğuzlar Horasan ve İran’a dalarken içlerinden Selçuklu ailesi öne çıkmaya başlamıştı.   

Bu tarihlerde Amerika kıtasında da önemli bir yerleşik İmparatorluk doğmuştu. Mayalar kendileri özgün bir yol tutmuş, ilerliyorlardı.   

Japonya’da ise Şogun dönemi başlamıştı. Japon Şövalyeleri olan Samuraylar da iş başındaydılar.  

Dönemin sonuna geldiğimizde ise Anadolu’ya ilk Türk akınları da başlamıştı.   

Anadolu’ya ilk Türk akınları başladığında, Anadolu’nun hakimi Doğu Roma İmparatorluğuydu. Anadolu’nun Doğusunda Ermeniler Avrupa’ya ve Müslümanlara benzer tarzda pek çok küçük prensliğe bölünmüşlerdi. Ermenilerin kendi iç çelişkileri Doğu Roma’yı Ermeni topraklarını ele geçirmek için teşvik ediyordu. Ermeniler sık sık oturdukları topraklardan başka bölgelere sürülüyorlardı.   
 

8. Kitabın içindeki konulardan bazıları şunlardır   

 
  • Hazar Yahudi Dinini kabul ediyor
  • Batı Avrupa Parçalanıyor
  • Bakır İşçiliğinden Hükümdarlığa gidiş
  • Balkanlarda Feodalite
  • Paralı Asker Bela demektir
  • Seyyidler
  • Papa Patrik çekişmesi
  • İkta sistemi
  • Batı Avrupa toprak rejimi
  • Uygurlar yerleşik düzene geçiyorlar
  • Çin’de T’ang hanedanının sonu
  • İslamiyet Anadolu’ya giriyor
  • Samanoğulları
  • Cluny
  • Suffilik
  • Türkler Müslüman olmaya başlıyor
  • Oğuzlar
  • Batı Avrupa dağılıyor
  • Feylozoflar
  • Müslümanlık ve Büyü
  • İsmaililer
  • Balkanlar
  • Volga Bulgarları
  • Şato Türkleri
  • Bogomiller
  • Kutsal Mendil
  • Eşari
  • Farabi
  • Yahudi Filozof
  • Doğu Roma-Rus ittifakı
  • Karahanlılar
  • Battal Gazi
  • Gazneliler
  • Doğu Roma taht mücadeleleri
  • Anadolu Doğu Roma’da kalıyor
  • Selçuklular
  • Çin’de Song hanedanı
  • Kelam
  • Ruslar Hıristiyan oluyor
  • II. Basileios
  • Mayalar
  • Türk Boyları
  • Franklar
  • Şövalyeler
  • Batı Avrupa’da Savaş Anlayışı
  • Feodal düzen
  • Doğu Avrupa Yahudileri
  • İbni Sina
  • Durzilik
  • Nusayrilik
  • Macarlar
  • Bulgarlar
  • Anadolu’ya ilk Türk akınları
 

 

8. Kitap  

resimli            İNDİR                

 

resimsiz           İNDİR  
  
8 . Kitap İçerik listesi (Arama)