7. Kitap

Müslüman İmparatorluğu    
 

 
 
7. Kitap  

resimli            İNDİR
 
resimsiz          İNDİR  
 
Alıntı   

Savaşmak, her şey için savaşmak, ticareti sağlayabilmek için, yağma yapabilmek için, durumunu koruyabilmek için, bağlı olduğu veya bağımlı  olduğu veya dost olduğu veya menfaatine uygun gelen devlet veya hanedana yardım edebilmek için, kendini koruyabilmek için savaşmak, işte Türklerin hayatı buydu. İnsanların ömürleri at üstünde, durmadan savaşarak geçiyordu. Genç yaşta ölmek, normal bir durumdu. Kimsenin yaşlanarak ölmesi düşünülemezdi. Durmadan savaşan, gözünü kırpmadan öldüren veya ölen, her anı pamuk ipliğine bağlı insanların yaşamı genel olarak göçebelerin ve Türklerin hayatıydı.  

Bunlar başıbozuk vahşi guruplar değillerdi. Düzenli, planlı ve iyi yönetilen ordulardı. Tartışmasız bir otoriteye sahip olan komutanları pek ortada görünmezdi.   Komutanın ölümü orduyu dağıtabileceğinden onlar son derece iyi kamufle edilirlerdi. Komutanlar savaş sırasında savaşın bütün cephe ve veçhelerini görerek, her an yeni taktikler ileri sürecek konumda bulunurlardı.  

Kadınlar dahil, eli silah tutan herkes askerdi. Türkler sürekli hareket halinde, hep ayakta olan bir halktı. Çok kanaatkardılar, çok az ile yetinirlerdi. Sık sık günler hiçbir şey yemeden geçirilirdi. Yeneceği zaman ise elde ne varsa o yenirdi. Bu dünya sadece çok güçlülerin hayatta kalabileceği bir dünyaydı…  

… Savaşkanlığı vurguladığımızda, cesaretten yani korkusuzluktan söz etmeden geçemeyiz. En büyük korku ölüm korkusudur ve bu sadece insana mahsustur. Öleceğinin bilincinde olmak ve öldükten sonra bir hiç olma düşüncesi, insanların çözmek zorunda oldukları en önemli problem olmuştur. İnsan aklı, bu problemi dini yaratarak ve geliştirerek çözmüştür. Her dinin anası olan Şaman dininde de bu sorun, iki dünyayı birlikte düşünerek, belki en uygun çözüme kavuşturulmuştur. Şaman olanlar bu nedenle, ölüme karşı korkusuzdur. En büyük korkuları, atalarının yanında küçük düşme korkusudur. Tüm korkuların kaynağı olan ölüm korkusundan kurtulmuş insanların cesur olmama dışında bir psikolojileri olamazdı. İşte bu nedenle Türkler cesurdurlar. Ama hangi durumda cesurdurlar. Onlar sadece örgütlü savaşta, ölmek veya öldürmek karşısında cesurdurlar. Yoksa onların küçük düşürülmesini sağlayacak eylemler karşısında, bu cesareti gösteremezler. Küçük düşme korkusu o kadar ağır basar ki, karışmamayı tercih ederler. Savaşta, hele örgütlü savaşta, ya öldürürsün veya ölürsün. Bunun her ikisi de şerefli bir durumdur. Sosyal bir olayda ise, ne ölürsün ve ne de öldürürsün, yargılanırsın. Yargılanma deyince, adli yargılanmayı değil, toplum vicdanındaki yargılanmadan bahsedilmektedir. İşte, bir Türk bu yargılamadan korkar. Bu yargılamanın, onu küçük düşürme olasılığından korkar.   
 

7. Kitap Hakkında   

M.S. 700 ile M.S. 860 yılları arasında dünya tarihi anlatılmıştır.  

Emeviler döneminde Araplar büyük bir hızla yayılmış, Doğuda Horasan’dan, Batıda Atlas Okyanusuna kadar büyük bir coğrafyayı işgal etmişlerdi. Kurulan İmparatorluk Müslüman görüntüsü altında bir Arap İmparatorluğuydu. Arapların ilerleyişi, Doğuda Seyhun-Ceyhun havzasında Türkler, Kuzeyde Kafkasya’da Hazar Türk devleti, Anadolu’da Doğu Roma tarafından durdurulmuştu. İspanya’yı ele geçiren Araplar, Pireneler üzerinden Gaule’e girdilerse de, onları orada Franklar durdurdu.  

Araplar Ceyhun’u geçtiler ve Müslüman-Türk savaşları başladı. Bu çok kanlı savaşlar üç yüzyıl devam edip gidecekti. Bunlar aslında yağma savaşlarıydı. Kimse kimseyi Müslüman yapmaya çalışmıyordu. Herkes yağmanın peşindeydi. Araplar Türklerden korunabilmek için Çin’in tuttuğu yolu tutup, Türkler ile aralarına koruma duvarları çekip, tahkimli karakollar inşa ettiler.  

Kafkaslardaki Arap Türk savaşları da yüzyıllar sürecek ve Müslümanlar Karadeniz’in kuzeyine gidecek bir yol bulamayacaklardı. Karadeniz’in kuzeyini Araplara kapayan devlet Yahudi dinini resmi dini olarak kabul etmiş olan Hazar Türk devletiydi. Acaba gelecekte Yahudi Türkler Doğu Avrupa Yahudilerinin önemli bir parçası mı olacaktı?  

Orta Asya’da ise Göktürkler Doğu ve Batı olarak ikiye bölünmüşler ve birbirleri ile mücadeleye başlamışlardı. Doğu bir ara tekrar parladı. Bu sırada Orhun Anıtları yazıldı. Araplar ise Doğuya uzanırken Çin nüfuz bölgesine gelip dayanmışlardı. Araplar ve Çin arasında Talas savaşı yapıldı. Çin yenildi. Bu savaş Orta Asya’nın geleceğini değiştirmişti.  

Orta Asya’nın doğusunda Türk Budun sahneden çekildi. Türk Budun (Göktürkler) iktidardan uzaklaşırken, yerine Uygurlar çıkıyorlardı. Uygurlar ise kısa bir süre sonra yerlerini Karahanlılara bırakacaklardı.   

Batı  Avrupa, kendi Roma İmparatorluğuna ihtiyaç duyuyordu. Ortaya Karolenjler çıktı. Charlemagne ile güçlü bir iktidar oluştu ve Kutsal Roma-Germen İmparatorluğunun temelleri atıldı. Artık Batı siyasi olarak da Doğu Roma İmparatorluğundan kopup kendi yolunda gidiyordu. Constantinopolis patrikliği veya Ortodoksluk veya Doğu Roma İmparatorluğu Müslümanlık karşısında güç kaybederken, Papalık veya Katoliklik Karolenjler ile güçleniyordu. Bu dönem aynı zamanda Batı Avrupa’da Feodalitenin kurumlaşma dönemiydi.  

Doğu Roma İmparatorluğu Müslümanlar ile Katolikler arasında sıkışırken, dış güçler yetmezmiş gibi bir de iç mücadeleye sahne oldu. İkona mücadelesi başladı ve Doğu Roma’nın ihtiyacı  olan tüm enerjisini aldı götürdü.  

Müslüman İmparatorluğunda ise çeşitli halklar, Arapların tüm karşı koymalarına rağmen, gittikçe daha fazla sayıda Müslüman olmaya başlamışlardı. Ve tüm Müslümanlar Araplarla eşit haklar istiyorlardı. Sonunda Horasan’da ihtilal patladı. Emevi hanedanı yıkılıp, Muhammed Peygamberin amcası Abbas’tan gelen Abbasi hanedanı kuruldu. Aslında iktidara Ali soyu geçirilmek isteniyordu, ama aradan Abbasiler süzülmüşlerdi.   

İktidar ile Ali soyu arasındaki mücadele Emeviler döneminde şiddetlenmiş, Peygamberin torunları bir bir öldürülür olmuş, Ali soyu çeşitli zulme maruz kalmıştı. Abbasiler ile birlikte bunun bitmesi gerekirdi, ama iktidar tatlıydı. Zulüm devam etti. İktidardaki Sünnilik kuvvetlenir, kurumsallaşır ve hukuk düzeninin sağlamlaştırırken, muhalefetteki Şiilik de kendi kurumlarını ve hukukunu kurmaya çalışıyordu.  

Müslümanlar Eski Yunan felsefi ile tanışmışlardı ve bu tanışıklıktan Müslüman filozofileri doğuyordu. Müslüman dini aynen diğer dinler gibi gelişiyor ve dallanıyordu. Bir yandan hukuk açısından gelişirken, bireysel kurtuluş açısından da çözüm aramaya başlamıştı. Çözüm Sufilikte miydi?  

Müslümanlığın Türklerle teması demek, aynı zamanda, Şamanizm ile bire bir temas demekti.   Kuran’ın Arapça olması nedeniyle içeriğini iyice anlamayan halklarda Şaman-İslam sentezi oluşmaya başlıyordu.   

Bu sıralarda, Karadeniz’in kuzeyinde sonradan Rus diyeceğimiz bir oluşum başlamıştı. Slavlar da hareketlenmişti. Avarlar ise Orta Avrupa’da asimile oluyorlardı. Bulgar Türkleri gittikçe kuvvetleniyor ve Bulgar devleti şekilleniyordu. Uzak Doğuda ise Japonya doğuyordu.  

Müslümanlığa diğer halkların da katılımı ile yüz yıl içinde ortaya büyük bir Müslüman medeniyeti çıkmıştı. Ticaret dünyada hiç  bu kadar şümullü ve kapsamlı olmamıştı. Ortada büyük bir zenginlik vardı. Bu ise sanata, felsefeye ve mimariye yol veriyordu.   

Şimdi, Müslüman İmparatorluğun her yerinde, silahlı kuvvetler, köle kökenli savaşçılara ve bu meyanda en fazla da Türklere bırakılıyordu. Türkler bir yandan sınır boylarında Müslümanlarla savaşırken, bir yandan da Müslüman ordularının esas unsuru haline geliyorlardı.   

7. Kitabın içindeki konulardan bazıları şunlardır  

  • Doğu Türükler Batıya yürüyor
  • Doğu Roma’da Taht Kavgaları
  • Ceyhun’u geçmek
  • Hazar’ın Roma üzerine etkisi
  • Araplar İspanya’da
  • Şinto
  • Kuteybe’nin Katliamları
  • Semerkant’ın düşüşü
  • Türkler birbiri ile boğuşuyor
  • Hıristiyan batının Kurtuluşu
  • Kan Değirmeni
  • Mücadele Bayrağı Türgişlerde
  • Susuzluk Günü
  • Battal Gazi
  • III. Leon
  • Müslüman olmak veya olamamak
  • Birbirinden kopuk Türkler
  • Tonyukuk’un Öğütü
  • Orhun Yazıtları
  • Araplar Türkmenistan’da
  • Türk Budunun sonu
  • Kağanlar
  • Lüks
  • Türklerde Ahlak
  • Zeyd İsyanı
  • Horasan İsyanı
  • Talas Savaşı
  • Papa Frank işbirliği
  • Uygurlar
  • Abbasiler
  • Mezalim Mahkemeleri
  • Mutezile
  • Hukuk Okulları
  • Hıristiyan Türkler
  • Avrupa’daki Gelişmeler
  • İkona Kültü
  • Ribat
  • Ruslar
  • Harun Reşit
  • Ermeni Özerkliği
  • Küttap
  • İkinci İmparatorluk
  • Avarların Sonu
  • Charlemagne
  • Tuna Bulgarları
  • Kontlar
  • Frank Tarihi Özeti
  • Senatoryal Sınıf
  • Karolenjler
  • Batı Avrupa Kiliselerinin yeniden teşkilatlanması
  • Halife Memun
  • Constantinopolis kuşatmaları
  • Yunan Felsefesi Müslümanların eline geçiyor
  • Hermesçilik
  • Ahmet İbn Hanbel
  • Şeriat
  • Rus kağanlığı
  • Slavlar
  • İslam İmparatorluğunda ticareti
  • İslam İmparatorluğunda ihtisaslaşma
  • İslam İmparatorluğunda Burjuvazi
  • İslam İmparatorluğunda vergi
  • İslam İmparatorluğunda Kent Örgütlenmesi
  • İslam İmparatorluğunda Sulama
  • İslam İmparatorluğunda Toprak Mülkiyeti
  • Abbasi Devlet Yapısı
  • Doğu Roma Devlet Yönetimi
  • Türk Köle Ordusu
  • Karahanlılar
  • Kraliçe Theodora
  • Karolenjlerin Bölünmesi
  • Din ve Bürokrasi Uzlaşması
  • El-Kindi
  • Sufiler
 

   

7. Kitap  

resimli            İNDİR
 
resimsiz          İNDİR  

 

 


7 . Kitap İçerik listesi (Arama)   
 

Your browser may not support display of this image.